+ Ana Sayfa
+ Profesyoneller İçin
+ Hastalar ve Aileler İçin
+ İlaç Rehberi
+ Kitaplar
+ Yayınlar
+ Sözlük
+ Sigarayı Bırakma Rehberi
+ Psikofarmakoterapi
+ FARMAKOPSİKİYATRİ
+ İletişim Bilgileri
+ Biyografi

Hastalar ve Aileler için - Saplantı - Zorlantı Bozukluğu

Dr.Beril YAZAN, Dr.Oğuz GİRİŞKEN ve Doç.Dr.M.Emin CEYLAN'nın "Hastalar ve Aileler İçin Saplantı-Zorlantı Bozukluğu" isimli kitabından özetlenerek aktarılmıştır.
Saplantı Zorlantı Bozukluğu (Obsesif Kompulsif Bozukluk) İle Birlikte Yaşamayı Öğrenmek

Adından da anlaşıldığı gibi hastalık obsesyonlar (saplantılı fikirler, düşünceler) ve kompulsiyonlar (zorlantılı eylemler, davranışlar) ile kendini belli eder. Hastalık belirtileri ister düşünce (obsesyon) ister eylem (kompulsiyon) biçiminde olsun, hasta tarafından saçma, hissedilmesine ve arzu edilmemesine rağmen önüne geçilemez biçimde tekrarlanır. Örneğin: hasta kendi kendine ya da yakınlarına zarar vereceğini düşünür, dinen ya da ahlaken yasak ya da kabul edilemez düşüncelere sahiptir. Bu düşüncelerin saçma, aptalca ve kendisi tarafından istenmediğini bildiği halde aklından uzaklaştıramaz, engel olamaz (obsesyon=saplantı). Çoğu zaman yukarıda tarif edilen düşünceleri bastırmak, akıldan uzaklaştırmak amacıyla hastanın ya belli kurallara göre (ritüel=törensel) ya da tamamen basmakalıp biçiminde yapıp tekrarladığı, belli bir amaca yönelik eylemler ya da davranışlara da kompulsiyon(zorlantı) diyoruz.
Zorlantı davranışları ya da eylemleri sayamayacağımız kadar çok çeşitli olabilir fakar en sık rastlanılanları; sayma, kontrol etme, düzenleme, yıkama veya yıkanma zorlantılarıdır. Hasta saçma, aptalca, gereksiz olduğunu bildiği halde tekrar tekrar eşyaları sayar, kontrol eder, yani baştan düzenler, yıkar ya da dakikalar hatta saatlerce yıkanır.
İşte bu açıklamalardan sonra biz tıp dilinde obsesif kompulsif bozukluk dediğimiz hastalığın adını Türkçe'mize, saplantı zorlantı bozukluğu (SZB) olarak çeviriyoruz.

SZB Neden Olur?

SZB'de kalıtsal ce çevresel faktörlerin rolü vardır. Kalıtım bilimi çalışmaları sonucunda, SZB'li hastalarda kalıtımsal bir bozukluk olduğu düşünülmektedir.
Birçok çalışma biyolojik faktörler üzerinde odaklanırken aile yapısı, stres (bunaltı) düzeyi gibi çevresel faktörler de unutulmamalıdır.
SZB hastanın hatası değildir. Ailenin buna neden olmadığı da mutlaka belirtilmelidir. Ebeveynler çocuğu belirtilere alıştırdıklarından endişe duyarlar. Örneğin; Çok titiz olan bir babanın çocuğunda kontrol etme şeklinde bir zorlantı olabilir. Kalıtım SZB'de rol oynayabilir, çocuklar anne-babalarını taklit edebilirler ama SZB'ye eşlik eden bunaltı ve sıkıntıyı aileden öğrenemezler.

SZB Düzelir Mi?

Hastaların çoğu inişli çıkışlı bir süreç gösterirler. Aile fertleri belirtilerin tekrarlanması üzerine hayal kırıklığı ve ümitsizliğe kapılabilirler. Bazı hastalar düzeldikten sonra bir daha hastalık hiç tekrarlamaz. Fakat en iyisi bunaltılı olaylar karşısında hastalığın tekrarlayabileceğine hazırlıklı olmaktır. Hastalık belirtilerinin tekrarlanmasında en önemli faktör bunaltıdır. Bu bunaltı ters biçimde, ama seyrek olarak mutlu ve olumlu durumlarda da olabilir. SZB'li kişiler çoğunlukla hayatlarında değişiklik yapmakta zorluk çektiklerinden yakınırlar. Bu noktada SZB'nin garantili bir tedavisi yoktur. Ama kişinin normal bir hayat sürmesini sağlayabilecek etkili tedaviler vardır.

Tedavi

Deneyimli klinisyenler, ilaç, davranış terapisi, aile eğitimi ve desteğini içeren çok yönlü bir tedavi yaklaşımının en etkin tedavi olduğunda hemfikirler. Günümüzde SZB için bir çok ilaç vardır. Bu ilaçlar beyindeki serotonin düzeyinde değişiklik yaparlar. Başka tedavi türlerinin eklenmesi de hastanın zorlantılarını kontrol etmesine yardımcı olur.
Davranış terapisi, geleneksel olarak psikodinamik tedaviden daha yararlıdır. Kişinin geçmişinde problemin kaynağını bulmaya dayanan psikoterapinin aksine davranış terapisi, "burada ve şimdi" yaklaşımıyla istenmeyen hareketleri ortadan kaldırabilir. Asıl amaç kişinin duyduğu durumların üzerine gitmesidir.

SZB'yle Yaşamanın Önemli Noktaları

Ailelerin SZB'li yaklaşımları değişiklik gösterir. Genelde beş tip yaklaşım şekli vardır.
1. Evdeki sükuneti korumak için zorlantılı davranışlarına yardımcı olurlar.
2. Aile fertleri zorlantıya yardım etmez; hastayı da bu konuda engellemez.
3. Aile fertleri hastanın yanında bulunduğu zaman zorlantılı davranışlara izin vermezler.
4. Aile bireyleri birbirinden farklı davranırlar. Birisi zorlantılı davranışlara yardım ederken diğeri tamamen reddeder.
5. Aile devamlı doktor değiştirerek en iyi çözümü bulmaya çalışır.

Aşağıdaki liste hasta ve aile bireyleri tarafından hazırlanmıştır.
1. Belirtileri farketmeyi öğrenin
2. Stresli durumlarda beklentileri değiştirin
3. Hastanın işlevlerindeki düzelmeye göre ilerlemeleri kaydedin
4. Günlük karşılaştırmalar yapmayın
5. Küçük gelişmelere önem verin
6. Destekleyici bir ev ortamı hazırlayın
7. Aile bireyleri arasında iletişimi basit ve anlaşılır halde devam ettirin
8. Planladığınız davranışlarda sebat edin
9. Hastanın duygularını da göz önüne alarak zorlantılara sınır koyun
10. Aile düzeninizi değiştirmeyin
11. Eğlendirici ve eğlenceli olun.
12. Hastanın ilaçlarını düzenli kullanmasını sağlayın.
13. Diğer aile bireylerine de zaman ayırın.
14. Esnek olun.

Saplantı ve Zorlantıya Karşı Son Söz
1. Bugün beni rahatsız eden düşünce ve davranışlarıma karşı koyup kendime yardım edeceğim. Çünkü, karşı koymaktan korkmak ya da çekinmek, beni sadece üzüyor ve incitiyor.
2. Bugün, dün baş etmekte zorlandığım düşünce ve davranışlarımı yeniden ve daha büyük azimle engellemeye, azaltmaya hiç değilse sınırlamaya çabalayacağım; çünkü, her gün böyle yaparak hedefime bir adım daha yaklaşırım
3. Bugün, eğer cayarsam -bana ne kadar sıkıntı verirse versin- derhal ve yeniden istemediğim davranışlarımı engellemeye çalışacağım. Çünkü, korkumun üstesinden gelmenin tek yolu onunla yüzleşmektir.
4. Bugün, eğer korkularım il baş etmek zor gelirse bir dostumu arayacağım; çünkü, tşvik ve destek her zaman işe yarar.
5. Ve, en son olarak şunu aklımda tutmaya çalışacağım; bugün, biraz daha gayret edersem, yarın yaşamı biraz daha kolaylaştırmış olacağım.


Bu yazı 3234 defa görüntülenmiştir.

Geri Dönmek için lütfen tıklayınız.

 

Bu sitede yer alan tüm yazıların hakları saklıdır.
İzinsiz ya da kaynak gösterilmeden kullanılması yasaktır.
Güncellenme Tarihi : 22.12.2014
Hafta İçi- 12:00-19:30 , Cmts- 09:00-17:00
Copyright (c) 2014 | E-mail : info@eminceylan.com
FarmaPsikiyatri | Psikofarmakoterapi
Web Tasarım ve Programlama : Xplusweb